21 Mart 2012 Çarşamba

Vuslat Doğan Sabancı geleceğin medyasını anlattı


Hürriyet Piyasanet
17 Mart 2012, Cumartesi,


Hürriyet Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, medyada geleceğin internet yayıncılığıyla birlikte içerik ve marka yaratmadaki başarıda olduğunu söyledi.

Bursa’da Capital ve Ekonomist dergileri tarafından bu yıl ilki düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde ‘Geleceğin sektörleri’ başlıklı oturumda konuşan Sabancı, iyi fikrin internet yayıncılığında çok önemli olduğunu ancak marka yaratarak kalıcı olmanın maliyetinin yüksek olduğunu belirtti.

Vuslat Doğan Sabancı şöyle konuştu:

“Medyanın geleceği internet. Çok iyi bir fikrin varsa internette yayıncılık yapmak gerçekten kolay. Çünkü giriş sermayesi o kadar yüksek değil. Dağıtım kanalları herkese açık. Geleneksel medyadaki gibi televizyon kanalı, matbaa makinen ya da dağıtım ağının olması şart değil. Ama internette yayıncılık yapmak diğer taraftan tuzaklarla dolu bir yol. Çünkü, kalabilmek zor. Marka oluşturabilmek için gereken sermaye o kadar yüksek ki; gerçekten bunu başaranlar çok az.”

YURTDIŞINDAKİ REKABET TÜRKİYE’YE GELMEDİ

Türkiye de dahil dokuz ülkede internet yayıncılığı yaptıklarını hatırlatan Sabancı, yurtdışındaki rekabetin henüz Türkiye’ye gelmediğine de dikkat çekti.

Vuslat Doğan Sabancı, “Görüyoruz ki, bu rekabet Türkiye’ye daha gelmemiş gibi. İnternette iyi fikrinin var olmasına ve başarılı bir içerik sunabilmene rağmen yaşayabilmek için çok fazla pazarlama yatırımı yapmaya ihtiyacınız var. Dolayısıyla, gereken yatırımın zamanlaması ve yönü değişiyor. Dağıtım kanallarından daha ileriye pazarlamaya dönüyor” dedi.

KALIN DUVARLAR YIKILDI

İnternetin aynı zamanda medyada çok önemli bir değişim yarattığını ve mecralar arasındaki kalın duvarları yıktığını belirten Sabancı, “Yani, internet ve teknoloji sayesinde TV, gazete, dergi, radyo gibi mecraların hepsi birbirine girmeye başladı. Artık bu mecralarda var olan markalar var. Ama mecralar net değil” dedi.

Vuslat Doğan Sabancı şöyle devam etti:

“Bugün Hürriyet Gazetesi’yle 2 milyonluk bir kitleye, onun yanında hurriyet.com.tr sitesi ile 2.2 milyon kişiye erişiyoruz. Bu iki mecra arasında kesişen kısım sadece yüzde 15. Bunun yanında, son 1.5 yılda Hürriyet’i takip eden sosyal medyada 1.5 milyon kişilik bir kitle yaratılmış. Mobil tarafında da 400 bine yakın takipçimiz var. Ayrıca, iPad’de 130 bin takipçimiz var. Böyle baktığımızda, 5 milyona yaklaşan bir girişimden bahsediyoruz. Hürriyet Gazetesi ile sadece 2 milyon kişiye ulaşıyoruz. Ama elbette gücümüz, köklerimiz, tecrübemiz oradan geliyor. O olmasa bütün bu noktalara erişemezdik”


MARKALAR ÖNE ÇIKTI
Vuslat Doğan Sabancı, mecraların birbirine girmesinden dolayı artık markaların öne çıktığını ifade ederek, markanın takipçisi olmanın önemine de işaret etti.

Sabancı şöyle devam etti:

“Dijital dünyada markayı oluşturmak kolay değil, çok zor. Artık, markalarla her yerde olmak zorundasınız. Hem medyada hem de diğer alanlarda. ‘Ben sadece Facebook kullanıyorum, gazete okumuyorum, radyo dinlemiyorum’ diyebilir misiniz ya da ‘Sadece televizyona bakarım’ diyebilir misiniz. Tabi ki hayır. İnternete de giriyorsunuz, bazılarımız twit de atıyoruz.

“Dolayısıyla marka olarak ihtiyaç duyulan yerde her formda olmalıyız. Biz markamızın takipçisi olmalıyız. Medyanın geleceği güçlü markalarda yatıyor.

“Sabancı, teknolojinin güçlü markaları oluşturup, büyütüp devam ettirmede medya sektörüne önemli fırsatlar verdiğini de söyledi.”

İÇERİK KRALDIR

Vuslat Doğan Sabancı konuşmasında teknoloji ve internet sayesinde medya sektörü için ‘içerik’in yeniden ön plana çıktığını da belirtti.

Vuslat Doğan Sabancı,”Artık dağıtım kanalları gibi katma değeri az olan işlerle uğraşmayın. Bunu zaten Apple şirketi ve başka dağıtım kanalları sizin için yapıyor. Siz içerik üretiyorsunuz. Burada, asıl yapmanız gereken işe geri dönüyorsunuz. Bu noktada asıl farkı yaratacak olan içeriktir. 15 yıldan beri sessiz sessiz, hafif korka korka söylüyorduk. Ama şimdi daha yüksek sesle söyleyebiliyorum, ‘İçerik kraldır’. Bizim işimiz içeriktir” dedi.

“FISTIĞIN YANINDA HAVYAR ÜRETMEYİ DE ÖĞRENECEĞİZ”

Vuslat Doğan Sabancı bu noktada içeriğin nasıl olması gerektiğine de değinerek, kimsede olmayan içeriğin üretilmesinin önemine işaret etti.

Vuslat Doğan Sabancı, “Fıstık üretmenin yanı sıra yüzde 20 havyar üretmeyi de öğreneceğiz. Yani kimsede olmayan. Kendi aramızda böyle bir dengeyi konuşup, kurguluyoruz. Tabi ki, son dakika haberleri de üreteceğiz. Ama, hiç kimsede olamayan, iyi işlenmiş her boyutuyla sunulmuş her yere verilmiş içerik kıymetli içeriktir. Bunun için de her zaman para ödemeye değer” dedi.

Vuslat Doğan Sabancı, Hurriyet markasının sadece haber değil içerik markası olduğuna da vurgu yaptı.

HURRİYET.COM.TR KITA AVRUPA’SINDA İLK SIRADA

Vuslat Doğan Sabancı, medyadaki küresel rekabet konusunda da önemli bir konumda bulunduklarını belirterek, İngiltere dışarıda bırakıldığında hurriyet.com.tr’nin Kıta Avrupası’nda ilk sırada yer alan medya portalı olduğunu hatırlattı.

“Hurriyet.com.tr, bugün Avrupa’da en fazla erişim sağlayan medya portalıdır. Biz bunu 15 yıl önce hayal dahi edemezdik. Bir medya markası Türkçe lisanıyla Kıta Avrupası’nda lider durumdadır. Dolayısıyla işinizi iyi yaparsanız, tüketici sizin markanıza alışıyor ve kendini güvende hissediyor” dedi.

Vuslat Doğan Sabancı medya alanında Türkiye’nin bölgesinde lider konumunu üstlenmiş durumda olduğuna da söyledi.

Medyanın geleceği bu formülde yatıyor

Hürriyet Planet
21 Mart 2012


Medyanın geleceği bu formüldePew Araştırma Merkezi Üstün Gazetecilik Projesi, 2012 yılı raporunu yayımladı. ABD'de gazeteciliğin durumunu değerlendiren yıllık raporda 2011’de en parlak dönemine ulaşan dijital devrimin geleneksel medya için hem olumlu hem olumsuz sonuçları olduğuna dikkat çekildi.Amy Mitchell ve Tom Rosenstiel’in imzasını taşıyan “Haber Medyasının Durumu, 2012” başlıklı raporda, 2011’de mobil cihazların tam anlamıyla kullanıcıya ulaştığı belirtilerek, “Bugün Amerikalı yetişkinlerin her 10’undan dördü akıllı telefon sahibi. Beş yetişkinden birinin tablet bilgisayarı var. Yeni otomobiller internet donanımıyla piyasaya çıkıyor. Mobil erişim arttıkça sosyal ağlara olan ilgi de artıyor” denildi. Bu yeni düzenin, habercilik için hem fayda hem zarar getirdiğine dikkat çekilen rapordan öne çıkan bulgular şöyle: -- Son dönemdeki araştırmalar, mobil cihazların, insanların haber tüketimine katkı yaptığını, geleneksel haber markalarının çekiciliğini artırdığını ve klasik gazeteciliği güçlendirdiğini gösteriyor. Örneğin, akıllı telefonlarından ya da tablet cihazlarından habere erişen her 10 kişiden sekizi, geleneksel bilgisayarlar üzerinden de haber alıyor. Bir başka deyişle, insanlar gün boyunca habere, cep telefonlarından, masaüstü ya da dizüstü bilgisayarlarından kolay ulaşabiliyor olmanın avantajlarından faydalanıyor. Bununla birlikte, geçen yılki raporda altı çizilen bir sorun, bu yıl daha da önemli hale gelmiş durumda: Teknolojik araçların haberin geleceği üzerindeki kontrolü. -- Geçtiğimiz yıl, öne çıkan iki eğilim, habercilik ile teknoloji endüstrisi arasındaki farkın açıldığına işaret ediyor. Birincisi, yeni mobil platformların ve sosyal medya kanallarında yaşanan patlama, haber kurumlarının yetişmesini gerektiren yeni bir teknolojik alan doğuruyor. -- İkincisi, geçtiğimiz yıl, az sayıdaki teknoloji devi şirket, hayatımızdaki bütün teknolojik ürünleri tek elden üreterek konumlarını güçlendirme yoluna gitti. Google, Amazon, Facebook, Apple ve birkaç şirket, aynı anda hem insanların kullandıkları donanım ürünlerini, hem bu cihazlarda kullanılan işletim sistemlerini, hem tarayıcıları, hem iletişimin ana kanallarından e-posta hizmetlerini, hem paylaşımların sağlandığı sosyal ağları hem de alışveriş ve eğlence için kullanılan web platformlarını geliştirmeye başladı. Bütün bu ürünler, bu şirketlere, tüketiciler hakkında detaylı kişisel veri sunuyor. -- Beş büyük teknoloji şirketi, 2011 yılında internet reklam gelirlerinin yüzde 68’ini elde etti. Bu listeye, gelirlerinin büyük bir kısmını satışlardan, indirmelerden ve araçlardan sağlayan Amazon ve Apple dahil değil. 2015 yılında, Facebook’un her beş dijital reklamdan birinin satışını yapması bekleniyor. HABER ENDÜSTRİSİ GERİ KALIYOR Geçen yıl yayımlanan “Haber Medyasının Durumu” raporunda, araştırmacılar, “Adaptasyonda geç kalan ve kültürel olarak mühendislikten çok içerik üretimine bağlı olan haber endüstrisi, kendisini basın sektörünün lideri değil takipçisi olarak buldu” sonucuna varmıştı. Bu seneki raporda bu durumun daha da kötüye gittiği belirtildi. Mitchell ve Rosenstiel, bu bulgular ışığında bir soru de ortaya attı: Teknoloji devleri, tüketicilere sundukları “her şey” kapsamında, güçlü bir mirası olan haber markalarını da satın almayı çıkarlarına uygun görecek mi? Facebook’un, Washington Post gibi bir medya devini almayı düşündüğü bir dönemde, daha küçük medya şirketlerinin hayatta kalması mümkün olabilecek mi? İŞBİRLİĞİ REVAÇTA Teknoloji devleriyle, haber kurumları arasında şimdiden bazı güçlü mali bağlantılar oluştuğuna dikkat çekilen raporda, YouTube’un orijinal içerik üreticisi olma planları kapsamında Reuters’la yaptığı işbirliği örnek gösterildi. Rapora göre ayrıca, Yahoo, video sağlayıcısı olarak ABC News’le anlaştı. AOL kendi içeriğini üretmekte başarısız olduktan sonra Huffington Post’u satın aldı. Facebook ise “Social Reader” uygulamasının devreye girmesiyle, Washington Post, Wall Street Journal, Guardian gibi gazetelerle ortaklık kurdu. Hatta bu ay içinde Facebook’un kurucularından Chris Hughes, 98 yıllık New Republic dergisini satın aldı. Bununla birlikte raporda geleneksel haber kurumlarının, interneti kendi amaçları için kullanmak adına adımlar attığı da belirtildi. Örneğin, Associated Pres, 20’den fazla haber şirketiyle lisans anlaşmaları yaptı. ABD’deki gazetelerin yüzde 10’u dijital abonelik sistemine geçti. Yayıncı kurumlar, üçüncü kişileri aradan çıkarmak amacıyla dijital pazarlama ve danışmanlık çalışmalarına başladı. Financial Times ve Boston Globe gibi birkaç kurum ise HTML 5 kullanarak ürettikleri mobil sayfalarla Apple ve Google’ın kontrolündeki “uygulama” dünyasına alternatif geliştirmeye çalıştı. TEK KANAL TWITTER Ancak Pew analistleri, bu çabaların sınırlı olduğunu ve yeni dijital alanlarda ilerleme sağlayan haber kuruluşlarının sayısının çok az olduğunu belirterek, “En büyük haber sitelerinde dijital reklamcılığın ve “akıllı” yani hedefi belli reklamcılığın hızlanması bekleniyor. Bugüne kadar haber kurumları okuyucu ve izleyicilerle ilişki kurmak, bilgi almak ve kendilerine ait olmayan içeriği paylaşmak amacıyla neredeyse sadece Twitter’ı kullandı” denildi. Raporun sonuç kısmında basılı gazetelerin sorunlarının 2011 yılında daha akut bir hal aldığı da vurgulandı. İnternetteki okuyucunun artışıyla basılı gazetelerin tirajındaki ve reklam gelirlerindeki düşüşün devam ettiğine de dikkat çekilen raporda, “2011’de basılı gazetelerin kayıpları, dijital gelirin neredeyse 10 katı oldu. Tiraj ve reklam gelirleri bir arada düşünüldüğünde, gazetecilik sektörü 2000’den bu yana yüzde 43 küçüldü” sonucuna işaret edildi. Pew analistleri, gazetelerin yaşadığı kayıpların toplumsal etkilerine de dikkat çekerek, “İnsanların devlet ve toplumla ilgili konularda haber almak istediklerinde ilk başvurdukları kaynağın (basılı ya da dijital) gazeteler olduğuna dair kanıtlarımız arttı. Eğer bu kurumlar ortadan kalkmaya devam ederse, bu bilginin hangi kanallar aracılığıyla insanlara ulaşacağı belli değil” yorumunu yaptı. “GAZETECİLİĞİN GELECEĞİNİ KURTARACAK FORMÜL…” Raporun, sonuç kısmında, “Özetle, haber endüstrisi, geçen yıldan bu yana yeni kazanç modeline yakınlaşmış değil. Dahası teknoloji endüstrisindeki rakiplerine karşı kayıpları da arttı. Ancak, haberin insanların hayatlarında daha önemli ve geniş bir alan kaplamaya başladığı yönündeki kanıtlar da artıyor. Sonuçta, gazeteciliğin geleceğini kurtaracak olan formül de bu olabilir” denilerek, Chris Hughes’un New Republic’i satın aldığı yaptığı açıklamaya yer verildi: “Tabletler okurların durmasına, düşünmesine, okumasına ve çok önemli fikirleri sindirmesine izin veriyor. Ülkemizde geleneksel, kaliteli gazetecilik için talep artıyor.”

15 Aralık 2011 Perşembe

Proje getirene KOSGEB kredisi hazır





Fotoğraflar: Ahmet İZGİ/Anadolu Ajansı

Basın İlan Kurumu (BİK) ile KOSGEB işbirliğiyle düzenlenen ”Medya Kuruluşlarına Yönelik KOSGEB Destekleri Bilgilendirme Toplantısı” Ankara’da yapıldı.
Grand Rixos oteldeki toplantıya İzmir Milletvekili Rıfat Sait, KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan, BİK Yönetim Kurulu Üyesi Seyit Ahmet Baş, BİK Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Arslan, BİK Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Celal Göle, BİK Genel Kurul Üyesi Bülent Şimşek, BİK Genel Kurul Üyesi Ömer Yüksel Özek, BİK Genel Müdür Yardımcısı Cem Elçin, BİK Genel Müdür Yardımcısı Yakup Karaca, BİK Genel müdürlük ve şube müdürleri, Türkiye genelinden meslek örgütü ve medya temsilcileri katıldı.
Toplantının açılışında konuşan KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan, KOSGEB’in her zaman yenilikçiliğe, değişikliğe ve çağın gereklerine uymaya hazır olduğunu söyledi. KOSGEB’in KOBİ’lere kredi desteği sağlamın yanında girişimci yetiştirmeye de başladığını aktaran Kaplan, girişimcilik eğitimi alıp doğru yatırımın nasıl olması gerektiğini öğrenen 2 bin kişinin kendi iş yerlerini açarak, ekonomik hayata dahil olduklarını kaydetti.

”Bir desteği vermek kadar bir desteğin nasıl alındığı ve nasıl verildiği de önemli. Eğer bir kredi uzun bürokratik işlemlerin ardından alınıyorsa onun hiç bir önemi yok” diyen Kaplan, KOSGEB olarak girişimcilerin kredilerini en az bürokratik işlemle almaları için bir dizi uygulamayı hayata geçirdiklerini dile getirdi. Bu kapsamda KOSGEB desteklerine internet üzerinde ulaşılması uygulamasını başlattıklarını belirten Kaplan, elektronik imzanın başlamasıyla birlikte girişimcilerin oturdukları yerden KOSGEB kredilerine ulaşabilmelerine olanak sağlayan sistemin alt yapısını kurduklarını bildirdi.
”Artık konfeksiyon tarzı kredi yerine terzi tarzı kredi sunuyoruz. Yani artık KOSGEB krediler ihtiyaçla bire bir örtüşen destekler” diyen Kaplan, KOSGEB’in desteklemeleri sayesinde girişimcilere 27 bin lirası hibe, 70 bin lirası ise sıfır faizli ve geri ödemeli destek olmak üzere toplamda 100 bin liraya yakın kredi sunulduğunu söyledi. Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi, Maliye Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Seyit Ahmet Baş da ulusal ve bölgesel düzeyde yayın yapan 6 bin 549 gazete ve dergi, 480 televizyon kanalının bulunduğunu belirterek, medyanın her geçen gün büyüyen ve gelişen bir yapıya sahip olduğunu söyledi.

Türkiye’nin 81 ilinden Ankara’ya gelen yerel medya mensuplarına KOSGEB destekleriyle ilgili bilgiler verildi. Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü ve KOSGEB İşbirliği ile düzenlenen toplantıya Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Atalay, geçtiğimiz günlerde geçirdiği asansör kazası nedeniyle katılamadı. Atalay’ı vekaleten BİK Yönetim Kurulu Başkan Vekili Seyit Ahmet Baş temsil etti. Ak Parti İzmir Milletvekili ve Sarı Basın Kartı Sahibi Gazeteci Rıfat Sait ve çok sayıda yerel medya temsilcisi toplantıya katıldı. Fotoğraf: M. Yaşar Durukan / bik.gov.tr
Basın İlan Kurumunun bu yapının sağlıklı yürümesi için üzerine düşen dorumluluğu yerine getirdiğini aktaran Baş, yeniliğe ve değişime önem vererek geçen yıl yayımlanan ilan ve reklamları internet ortamına taşıdıklarını bildirdi. Değişimin gerekli olduğuna ve değişim için yeni yollar ile yöntemlerin bulunmasının önemine dikkati çeken Seyit Ahmet Baş, ”Basın mensuplarına KOSGEB kredisiyle destek olmak da bu yeniliğin bir ürünü. Önemli olan bir fikri ortaya atmak değil o fikri hayata geçirmek. Basın İlan Kurumu ve KOSGEB olarak bu fikri ortaya attık bunu hayata geçirecek siz basın mensuplarısınız. Basın mensuplarına önemli destekler sağladık. Borç verme tutarını bin 620 liradan 4 bin 200 liraya yükselttik. Bu para kredi değil emaneten faizsiz verilen bir para. Muhtaçlık dediğimiz geri ödenmeyen bir yardımımız daha var. Bunu da 3 bin 500 liradan 4 bin liraya yükselttik. 2011 yılında toplam 21 milyon lira basın mensubu arkadaşlarımıza borç verdik. Umuyoruz bu yardımlarımız hakkıyla yerini buluyordur” dedi.

Basın İlan Kurumu Genel Müdür Yardımcısı Yakup Karaca
BİK Genel Müdür Yardımcısı Yakup Karaca ise BİK’in neden kurulduğunu anlattı. “BİK’in resmi ilan vermesi, devletin kanunlar ölçeğindeki bilgilerini kamuoyu ile paylaşmasıdır” diyen Yakup Karaca, “İçinde bulunduğumuz dijital çağ, geleneksel sektörler için ciddi tehditler oluşturuyor. Nitekim basınımızın teknolojiyi yenilikleri takip etmesi zor oluyor. Ama internet üzerinden yapılan yayınlar yani Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri de basın için ciddi tehlike oluşturmaktadır. Bu toplantıda yapısal sorunlarımızın üstesinden gelirken, aynı zamanda içinde bulunduğumuz bilişim çağında ciddi alternatifler sunarak dönüşümlerimizi sağlama imkanı elde etmiş olacağız. Bu nedenle burada verilen mesajları iyi değerlendirmek gerekir” dedi.
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay’ın geçtiğimiz günlerde geçirdiği asansör kazası nedeniyle katılamadığı toplantıya, yerel ve bölgesel yayın yapan basın kuruşlarının temsilcileri yoğun ilgi gösterdi.
Anadolu Ajansı, bik.gov.tr

TÜRKİYE’NİN YARISINDAN ÇOĞU İNTERNET KULLANMIYOR

Noyan Ayan
14 Aralık 2011
Türkiye’nin yarısından çoğu internet kullanmıyor





Kamuoyu araştırmaları ve araştırma şirketi olan KONDA, “İnternet ve Sosyal Medya Kullanımı” başlıklı araştırma sonuçlarını yayımladı.
Buna göre, toplumun yüzde 57′si hayatında hiç internete girmemiş. Türkiye’nin yüzde 42′si interneti zararlı bulurken interneti en az kullanan kesim ev kadınları. İnterneti en fazla Cumhuriyet Halk Partisi’ni (CHP) destekleyen kitle kullanırken Adalet ve Kalkınma Partililer (AKP) interneti en az kullanan kesim. Barış ve Demokrasi Partisi’ni (BDP) destekleyenlerin internet kullanımındaki yükseliş ise araştırmada “çarpıcı” olarak nitelendiriliyor.
Ocak 2011′de yapılan saha çalışmalarında 18 yaş üstü nüfusun siyasi tercihlerindeki eğilim ve değişimleri belirlemek, sosyal medya kullanımı, internet kullanım alışkanlıkları ve internetin hangi alanlarda ve hangi sıklıkla kullanıldığını ölçmek gibi amaçlarla yapılan araştırma kapsamında 36 ilin, 115 ilçesinde 154 mahalle ve köyde 2728 kişi ile yüz yüze görüşüldü.
EN AZ AKP’LİLER KULLANIYOR
İnternet kullanımında değişimin topluma hangi kanallardan nasıl ve ne derece nüfuz ettiğini anlamak için yapılan araştırmada tespit edilen bazı bulgular şöyle özetlendi:
  • Öğrencilerin, beyaz yakalıların, eğitimlilerin ve yüksek gelirlilerin başını çektiği mecraya en geç ayak uyduracak olanlar toplumun üçte birini oluşturan ev kadınlarıdır.
  • İnternette ne kadar zaman geçirildiği, internete bakışı ve alışkanlıkları en fazla etkileyen unsurdur.
  • Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım ağları, internet kullanımının önemli bir parçasıdır ve internet kullanıcılarını az çok temsil eder niteliktedirler.
  • İnternet en çok eğlence ve haberleşme için kullanılmakta ancak bilgi edinme, iş arama, bankacılık ve alışveriş gibi işlevleri de kısmen benimsenmiş durumda.
  • İnterneti en çok benimsemiş olanlar CHP’liler. AKP’liler ise internet konusunda en geriden takip edenler.
  • 18-28 yaş grubu, yoğun kullanımı ile farklı bir neslin habercisidir.
  • Dindar ve sofu olanların interneti, sağlık konusunda araştırma yapmak ve dini konularda bilgi edinmek dışında neredeyse hiç kullanmamaları, interneti toplumun kalanına göre farklı bir şekilde sahiplendiklerine işaret etmektedir.
Araştırma sonuçlarına göre CHP’yi destekleyenlerin yüzde 58′i internet kullanırken, onu yüzde 55 ile MHP’liler izliyor. BDP’lilerin yüzde 35′i internet kullandığını söylerken, AKP’yi destekleyenler yüzde 33 ile son sırada yr alıyor.
YÜZDE 42 ZARARLI BULUYOR
Bianet.org’un haberine göre KONDA’nın yapmış olduğu araştırmada çıkan ilginç sonuçlardan biri de toplumun yüzde 42′sinin internetin yarardan çok zarar getirdiğini düşünmesi.
Araştırmaya katılanların yüzde 42′si interneti zararlı bulurken, yüzde 29′u yararlı buluyor. Yüzde 29 ise konuya çekimser yaklaşıyor.
Oranların, kişilerin internete girip girmediğine, ne sıklıkla girdiğine ve sosyal paylaşım ağlarına üye olup olmadıkları göre değişkenlik gösterdiğinin ifade edildiği araştırmada, internet kullanımının arttıkça zarar verdiği yönündeki görüşün azaldığı tespit edildi.
Araştırmaya göre, yaş artıp, eğitim ve gelir seviyesi düştükçe, interneti zararlı bulanların oranı yükseliyor. Araştırma raporunun tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

24 Kasım 2011 Perşembe

'Hayatım, gazeteleri ben öldürmedim!'

ELİF İNCE

RADİKALGAZETESİ

13/10/2011

Huffington Post, The New York Times'ı sollayarak ABD'nin en çok okunan haber sitesi oldu. Sitenin kurucusu Arianna Huffington, 'dijital medyanın kraliçesi' mi yoksa 'modern köle tüccarı' mı?
'Hayatım, gazeteleri ben öldürmedim!'


GAZETELER İNTERNETTEN İÇERİK SATABİLİR Mİ?

Hüseyin Aslan


Gazeteler internetten içerik satabilir mi?

Financial Times ve Wall Street Journal’dan sonra New York Times da internette ücretli modele geçti. Peki internette paralı içerik modeli ne kadar gerçekçi ve Türkiye için geçerli mi?

” (14 Mart 2011) raporuna göre; gazete okurlarının sayısı 2009-2010 yılları arasında 5 puan gerilerken, internet okurları sayısı 17 puan yükseldi. Aynı rapora göre insanlar bir haberi gazetelerden önce internet ortamından okuyor. Bu alışkanlığın ilerleyen zamanlarda geleneksel gazeteciliğin pabucunu dama atacağı düşünülüyor.

Türkiye’de “e-gazete”

Türkiye’de gazetelerin internet sayfalarını takip edebilmek için herhangi bir ücret talep edilmiyor ancak gazetelerin basılı haline internet aracılığıyla ulaşabilmek ücretli abonelik gerektiriyor. İnternetten bir gazeteyi basılı haliyle okuyabilmeye “e-gazete” deniliyor. Neredeyse Türkiye’deki bütün gazeteler “e-gazete” hizmetini okuyucularına sunuyor. Bu hizmeti ücretsiz olarak sağlayan gazeteler varken, aynı hizmet için ücret talep eden gazeteler de bulunuyor. Türkiye’de “e-gazete” sistemini kullanan gazeteler ve belirlenen “çevrimiçi” abonelik ücretleri şöyle:

Sabah, Takvim, Fotomaçaylık 2 TL, Taraf, aylık 20 TL, 3 aylık 50 TL, 6 aylık 90 TL, 12 aylık 160 TL, Radikal, 1 aylık 3 dolar, 1 yıllık 33 dolar (IPAD’ler için sağlanan basılı gazete), Hürriyet, 6 aylık 15 TL, 1 yıllık 25 TL, Cumhuriyet3 aylık 42 TL, 6 aylık 81 TL, 1 yıllık 150 TL.

Tek elden “e-gazete” okumak

Gazetelerin kendi “e-gazete” sistemleri dışında, ReadJournal.com internet sitesi de kullanıcılarına bilgisayar başında “gazete” okuma imkanı sağlıyor. Bu internet sitesi henüz deneme aşamasında ancak anlaşmalı oldukları gazeteler de bulunuyor.

Star, Akşam, Agos, Evrensel, Birgüngazetelerinin hem güncel hem de arşiv gazetelerine tüm sayfalarına kadar ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca bu gazetelerin sayfalarından istediğiniz bir kısmı küpür olarak kesip mail adresinize gönderebiliyorsunuz. Anlaşmalı gazetelerin her birinin ayrı çevrimiçi abonelik ücretleri bulunuyor:

Akşamyıllık 323 TL, Star, Evrensel, Birgün, yıllık 175 TL, Agosyıllık 43 TL. Sistemde Zamanve Türkiyegazetesi ücretsiz olarak sunuluyor.

Neden ücretli abonelik?

Radikalgazetesi yazarı Serdar Kuzuloğlu’na göre Amerika’da geçtiğimiz sene Rupert Murdoch tarafından başlatılan “ücretli” abonelik sistemi, ilerleyen zamanlarda daha kapsamlı şekilde, gazetelerin internet sitelerindeki haberlere ücretsiz olarak ulaşılmasını da imkansız hale getirebilir. “Buna rağmen şu an için bütün yayınların ücretli aboneliğe geçmesi mümkün görünmüyor” diyen Kuzuloğlu, “İçeriği online takip edenlerden gelen kişi başı gelir, basılı yayınlardaki oranın çok gerisinde kalıyor” sözleriyle de internet içeriğinin “ücretli” hale getirilmesinin anormal karşılanmaması gerektiğini belirtiyor.

“Reklam açısından bakacak olursak; bir reklamveren gazeteye, dergiye ilan verirken kaç kişi gördü, kaç kişi bakıp da kendisini aradı bilmez, ölçemez. Ama internette bütün denklem bunun üstüne kuruludur.” diyen yazar; “bir yayın tirajım 1 milyon diye reklam alıp peşin para kazanabilirken, bir site 1 milyon ziyaretçisini reklama çeviremez. Görüntülenme yetmez, tıklama gerekir. Tıklamadan gelen gelir de her zaman yayıncı aleyhinedir.” sözleriyle de gazetelerin internet ayağını “ücretli” hale getirmeye başlamasının temel nedenini açıklıyor.

“Amaç sadık okurlardan para kazanmak”

The New York Times’ın 28 Mart 2011’de paralı sisteme geçmesinin beklenen bir şey olduğunun altını çizen İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aslı Tunç, kuruluşların alternatif bir gelir modeli yaratma peşinde olduğunu “Sistemin amacı arada sırada gazeteye göz atanlardan çok, gazetenin sadık okurlarından para kazanabilmek. The New York Times’in web sitesini ayda 30 milyon kişinin izlediğini düşünürsek bu oldukça radikal bir iş modeli hamlesi. Aslına bakılırsa internet üzerindeki içeriği paralı hale getirmek oldukça riskli bir karar çünkü internet reklam gelirlerindeki artış, henüz yazılı basındaki düşüşü kapatacak kadar keskin değil. Dolayısıyla medya kuruluşları internet üzerinden para kazanmak için alternatif yollar aramaya çalışıyorlar.”

“ABD’de yazılı basın çok zor bir dönemden geçiyor”

Aslı Tunç, “ABD’de yazılı basın çok zor bir dönemeçten geçiyor. Pek çok prestijli ve bilinen gazete yayın hayatına son vermek zorunda kaldı.” derken, Zeynep Atikkan ile birlikte yazdıkları “Blogdan Al Haberi” kitabında da bu konuya dikkat çektiklerinin altını çiziyor. Tunç, “kitabımızın sonuç bölümü bu konuda geleceğe yönelik projeksiyonlarımızı özetliyor. Orada internetin gazetecilik yeteneği, sezgileri, temposu olan kişilere kendilerini ifade edebilecek yepyeni mecralar açarken habercilik de bir avuç medya elitinin elinden kaydığını belirtiyoruz. Dijital devrimle medyada güç ve iktidar yeni aktörler tarafından paylaşılır hale gelecek.” öngörüsünde bulunuyor.

“Türkiye’de yazılı basın hızla kan kaybetmeye başlayacak”

Dijital devrimle medyada güç ve iktidarın yeni aktörler tarafından paylaşılır hale geleceğini düşünen Aslı Tunç, gazete yönetimlerinin ve gazetecilerin bu dijital devrimin ortaya çıkarttığı yapının hiç beklenmedik sonuçlarıyla karşı karşıya kalacağının uyarısını yapıyor.

“Hantal yönetimler, üstten alta ilerleyen katı hiyerarşik kurumsal yapılar çatırdamaya başlayacak, hatta başladı bile. Türkiye’de çok dinamik, genç bir internet kullanıcısı kitlesi var. Bu kitle özellikle ana akım medyaya kuşkuyla hatta güvensizlikle bakıyor. İnternet ortamı ise bu ruh haline karşılık verebilecek alternatif alanlarla dolu. Bu nedenle yazılı basının Türkiye’de de hızla kan kaybetmesi şaşırtıcı olmayacak.” diye konuşan Aslı Tunç, Türkiye’deki gazeteciliğin gelecekte çok ciddi değişikliklere uğrayacağını düşünüyor.

“Türk gazeteciliği hangi içeriğine güveniyor?”

Ücretli kullanım modelinin Türk gazeteciliği için mantıklı olmadığını düşünen Aslı Tunç, bu düşüncesini şu sözlerle dile getiriyor; “Kanımca Türkiye’de var olan gazetelerin internet sitelerinin paralı abonelilik sistemine geçmesi en azından kısa vaade mümkün değil. İnternet kullanıcılarının online içeriğe para vermesi için bu gazetelerin vazgeçilmez değerde bir habercilik sunması beklenir. Ancak başka yerlerde okuyamayacağımız yorum, analiz ve haberleri sunan bir siteye para verilebilir.”

Blogdan Al Haberi kitabının iki yazarından biri olan Aslı Tunç, son olarak çok kritik bir soru soruyor; “The New York Times gibi prestijli, dünyaca okunan ve sadık bir okur kitlesi yaratmış bir gazete bile abonelilikle risk aldığını kabul ederken Türk gazeteleri hangi içerik düzeylerine güvenerek böyle bir sisteme gidebilirler ki?”

Türkiye’deki gazetelerle Amerikan gazetelerinin “e-gazete” uygulamaları karşılaştırıldığında, Türk gazetelerinin çok daha uygun fiyatlara abonelik sağladığını görebiliyoruz. Amerikan gazetelerinin bazıları abonelerine sadece “e-gazete” ayrıcalığı tanımakla kalmıyor bununla birlikte gazeteyi de eve gönderiyorlar. İlerleyen zamanlarda Türkiye’deki gazetelerin de “e-gazete” abonelerine bu ayrıcalığı tanımaları beklenebilir. Gazetelerin internet sitelerindeki reklamlarından “illallah” diyenler veya bir haberi okuyabilmek için gazetelerin internet sitelerinde “kırk takla atanlar” için kalıcı çözümün reçetesi, kim bilir belki de ücretli abonelik sistemidir?


YAZILI BASININ GELECEĞİ YOK DİYE KENDİNİ KANDIRMAK

Digital Age konferansı yapıldı bitti. Toplantıda her sene olduğu gibi yine iyi isimler ağırlandı. Bu senenin yurt dışı iyi ismi Huffington Post internet sitesinin sahibi Arianne Huffington oldu. Basın bültenlerinde söylendiği üzere Huffington yazılı basının geleceği olmadığını öngörüp kurduğu haber sitesi deneyiminden yola çıkarak günümüzde internetin demokratik bir kamusal alana dönüşme sürecini anlattı.
Huffington gelen yorumların artmasının sebebini insanların kendilerini ifade etme isteğine bağladı. Wikileaks ile devletlerin saklayıcı ve haber üretici gücünün ortadan kalktığını vurguladı. Arap baharındaki sosyal medya gücünün üstünde durdu. Afganistan ile ilgili açtıkları bölümün insanların kendi resimlerini göndermesiyle renklendiğini söyledi. “Eski medya” diye nitelendirdiği şeyin dikkat eksikliği ve bir konu üstünde çok fazla ve uzun konuşma anlamına gelen obsesif kompülsif hastalıklarına takıldığını vurguladı.
Şimdi gelelim bunlara karşı bizim koyacağımız karşı tezlere. Zira herkes konuşanın Huffington olması sebebiyle eleştirilemez olduğunu söyleyip duruyor.
Öncelikle ben kafa karışıklığının sebebini, medyanın aktörlerinin birer birer kendi içinde tek medyaymış gibi incelenmesine bağlıyorum. Yazılı basını herkes tek bir medya gibi algılıyor. Oysa yazılı basını oluşturan selüloz kağıt ve onun üstüne dökülen eser miktarda mürekkep değildir. Medyayı oluşturan bunlar değil, içinde bulunan medya yaratan aktörlerdir. Bunlar o gazetenin köşe yazarlarıdır, sokakta dolaşan muhabirleridir. Gazete içinde okurların hiç bilmediği editörlerdir, haberlerin türkçesine katkıda bulunan düzeltmenlerdir. Bu ve bunun gibi yüzlerce kişi bir gazetenin gün içinde sizlerin elinize ulaşmasında katkıda bulunur. Ama okurlar bunun asla farkına varmaz.
Yeni nesil medyatörler bin kişinin çalıştığı gazetesine on kişinin çalıştığı internet sitesiyle karşı koyduklarını söylerler. Bu bakış açısı felsefik olarak doğru olmakla birlikte gerçeklerle uyuşmamaktadır. Gazeteye alınmayan her kişi aslında verilen bir ödündür. Gazetenin sıkça başvurulan bir hukuk servisi vardır, internet siteleri şimdilik bu zorunluluğa sahip değillerdir. Gazete haberi basar ve arkasında durur, internet sitesi gerekirse haberi “hop diye” yayından kaldırabilir, arkasında durmayabilir.
Bugünün gazetelerine baktığımızda bunları kağıt üstündeki yayınlar olarak görmek yanlış olur. Çünkü hemen hepsinin birer internet sitesi vardır. Hepsinin internet sitesinde son dakika haberleri vardır. Hepsinin internet sitesinde fotoğraf galerileri, görüntülü haberler vardır. Bu siteler şu anda büyüklüklerini kağıt üstünde olmakla göstermek istemektedirler. Eğer internete girerlerse zaten bu kadrolarıyla internet üstünde varolan tüm yayınların canına okuyabilirler.
“Hayır öyle şey olmaz” diyenlere sormak istiyorum kaçınızın en küçük ve az satan gazete kadar haberci kadronuz var? Kaçınızın haberleri bambaşka hale getirecek sayfa sekreterleriniz, grafikerleriniz var? Günde ajanstan gelenler hariç kaç haber üretebiliyorsunuz? Günde kaç haberi “bilmem ne gazetesinde demişler ki” yazıp iki nokta üst üste koyup aynen gazete haberini dayayarak geçiyorsunuz? Gazetelerde böyle bir şey yapanı gördünüz mü hiç?
Bakın istediğiniz listeye. İnternet haberciliğinde gazetelerin internet sitelerinin üstüne çıkan ek az site var. O yüzden gazetecilik batacak onların devri geçti diye kendimizi kandırmayalım. O işler öyle yürümüyor.
Habercilik konusu ucuz bir iş değildir. Yarı zamanlı, birilerinin kalan zamanlarında yapabileceği bir iş değildir. Vatandaş haberciliği diye bir şey olabilir ama Huffington hanımefendinin çok güzel belirttiği gibi bunun da üstünden geçilmesi, düzeltilmesi, çalışılası gerekmektedir. Lisede harika kompozisyon yazan abilerimizin ilk oturuşta mükemmel bir haber yapması, bırakın haberi başlık atması mümkün değildir.
Haberlerle dalga geçen Zaytung’u yapmak için bile gazeteci olmak gerekmiştir.
Bu dönüşüm tamamlandığında gazeteler değil, şimdi internette bulunan haber siteleri batacak. Hem maddi olarak hem haber olarak batacaklar. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.